5/3/2008 ·
5 Mart 2008 Çarşamba | Kategori Siyaset
Dünyanın en kutsalyeri neresi?,tabiki ARAP TOPRAKLARI, (Mekke ve medeinenin bulunduğu topraklar)
Peki dünyanın en kutsal ve değerli insanı kim?Tabiki peygamberimiz hz. MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v) ve onun sahabeleri, (bizlere dünyayı yaşanır hale getiren kişiler!!)
Peki sizce peygamber efendimizin olsun, sahabelerinin olsun , nasıl olurda günümüze hiç resmi veya heykeli, veya yaşadığı ev kalmamış yada bırakılmamış.
Tabiki o zamanda yaşamış usta ressamlar ve heykel tıraşlar vardı. Fakat peygamber efendimiz olsun, sahabileri olsun asla kendi resim veya heykellerini yaptırmadılar.
ÇÜNKÜ İNSANLARIN, HAKKI BIRAKIP BATILIN PEŞİNDEN KOŞMALARINI İSTEMEDİLER,
ALLAH,VE DİN DURURKEN İNSANLARIN HEYKELLERE TAPMASINI İSTEMEDİLER,
SÜNNET ,FARZ BEKLERKEN İNSANLARIN VAKİTLERİNİ HEYKELLE ,RESİMLE GEÇİRMELERİNİ İSTEMEDİLER.
ONLAR RESİMLERİNİ YAPMAMIZI, DUVARLARIMIZA ASMAMIZI DEĞİL YAŞAMLARINI ÖRNEK ALMAMIZI İSTEDİLER, ONLARIN YOLUNDA GİTMEMİZİ İSTEDİLER.
ONLARIN BİZİM PROPAGANDALARIMIZA İHTİYAÇLARI YOK ÇÜNKÜ ONLAR ZATEN KİŞİLİKLERİNİ VE YOLLARININ HAKLIĞINI İSPAT ETMİŞ KİŞİLERDİR.Tabiki bu kutsal,ve değerli şahsiyetler, dünayada başka sahsiyetlerle kıyaslanamayacak kadar daha değerli ve ali,dir. fakat azda olsa ipin ucundan biraz benzetelim
Şu anda TÜRKİYE,mizde Atatürkçü olarak geçinen bir çok insanın evinde olsun işyerinde olsun atamızın resimleri hatta heykelleri mevcut.
İnsanlar adeta hakkı bırakıp batılaın peşinde sürüklenmektedirler.Atatürkçülüklerine toz kondurmuyorlar ama Atatürkçülüğün a,sını bilmiyorlar veya bildikleri halde uygulamak işlerine gelmiyor.
ATATÜRK: demokrattı,halkını, din,dil ırk ve renk ayrımı yapmadan kucakladı.Ya şimdiki sözde Atatürkçülerin neresi demokrat, ŞİMDİKİ ATATÜRKÇÜLER İÇİN SOLCU DEĞİLSEN, YA, DÜŞMANSIN, YADA VATAN HAİNİ
ATATÜRK: insanların yaşama, hak ve özgürlüklerine saygılıydı, tek lider ve amir olmasına rağmen!!!. Ya zamanımızın sözde Atatürkçüleri insanların yaşam şekline ne kadar saygılı? Şu anki Atatürkçüler için içki, içmeyen kumar oynamayan, bara gidip eğlenmeyen tam bir gerici olarak tanımlanıyor.
ATATÜRK:laikliği, getirirken, ülkemizi saltanat rejiminden koruyup, bir din devletinin tekrar türemesini engellemek! istemiştir,Çünkü O’ zamanlar dini hükümlere göre yönetilen ülkelerin (Hıristiyan ülkeler dahil)diğer ülkelere nazaran daha gerideydi ve daha az özgürlükçüydü.
O zamanki dini yönetimler çok katıydı örneğin Müslüman hıristiyanla çalışmaz, malını almaz,Hıristiyanda müslümandan mal alıp ,satmazdı
Şimdi bizim laiklere bir bakın, adamlar laikliği, neredeyse İSLAMİYETTEN sonra inmiş son, kusal din ilan edecekler ve laikliğin olduğu yerde islamiyeti yok sayıyorlar.
Evet, islamiyette laiklik diye bir kavram yok hatta laiklik tam bir din düşmanlığı demektir. Çünkü bizleri yaratan ALLAH, CC, bizlere kuranı kerimi örnek alıp, hareket etmemizi, HÜKÜMDAR VEYA DEVLET ADAMLARININDA, ÜLKELERİNİ O ŞER’İ KANUNLARA GÖRE İDARE ETMELERİNİ İSTEMİŞTİR. BU DURUMDA LAİKLİK, HAK KARŞISINDA BATIL VE HURAFE,DEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR.
Yani sözün özü atatükçü kıyafetlerle gezinenler, Atatürkçülülüğü resimde veya heykellerde değilde kendi yüreklerinde yaşatırlarsa aslında TÜRKİYE,de hiçbir sorun kalmazdı….
……………………………kartal uçar……………………………………
Yorum (1)
Yorum yaz!
2/3/2008 ·
2 Mart 2008 Pazar | Kategori Siyaset
BİR ARAP KLASİĞİ
Şu günlerde şahit olduğumuz Yahudilerin Filistinlilere gördüğü zulüm revası, Aslında hepimiz için birer dertstir.
Bu ders, bizlere arap liderlerin ne kadar güvenilir ve insani duygulara sahip olduklarını gösteriyor. Arap liderler diyorum çünkü arap halkının liderleri gibi olduğunu düşünmüyorum.
Düşünebiliyormusunuz koca arap dünyasının ortasında avuç kadar gayri meşru bir terörist devleti.
Yanlış anlaşılma olmasın, Araplar aslında gayet medeni ve cesur halklardır,Fakat bu halkların demokrasiyle değilde,demokrasiyle kamufle edilmiş diktatörlük yöntemiyle yönetildiği için, ve bu yönetimlerin tamamen amerikan ve Yahudi sempatizanı ve hizmetkarı olduğu için halkların yapabileceği fazla bir şey kalmıyor. Bu batı uşakları arap yöneticileri, bir yandan paralarıyla İngiliz ve amerikan terörünü besleyip, bir diğer yandanda Müslümanlara soykırımda bir anlamda bu ülkelere göz yumup destek veriyor.
FİLİSTİN İÇİN SESSİZ KALMAYALIM, BİR DUAMIZ BİLE YETER
Yorum (yok)
Yorum yaz!
29/2/2008 ·
29 Şubat 2008 Cuma | Kategori Siyaset
BÖLÜCÜLER VE FİTNE TOHUMLARI
Selam
Bu günlerde dikkatimi çeken, ilginç ve bir o kadarda tehlikeli oyunlar ,provakasyonlar sahnelenmektedir.
Medyadan (tarafsız ve gerçek olanaından) takip edebildiğim kadarıyla bazı kişiler öğrenci kılığına girip baş örtüsünün serbestliğini protesto etmeye çalışmaktadır. Bu kişler vatansever kılığında dolaşan birer bölücüden farklı değiller. Ha dağdaki pkk, ha şehirdeki eşkıya ikiside halk düşmanı ve huzur bozucu.
Pkk, bir kısım vatandaşımıza, ülkemizi ve devletimizi öcü olarak gösterir!!, Bunlarda bizlere örtülüyü ,dindarı öcü olarak gösterir.
Pkk, huzur bozmak kaos yaratmak için eylem yapar, Bu provakatörler,de huzur bozup fesat çıkarmak için eylem yapar.
Şimdi olmaz ama hadi diyelim oldu ve pkk doğu bölgemizi bizden kopardı, Sonucu ne olur sizce? Tabiî ki aramıza sınırlar çizilecek kardeş,kardeşi düşman belleyecek.
Peki bu provakatör bölücüler yarın öbürgün okullarından mezun olupta doktor, mühendis, veya her hangi bir mesleğe,muvafık olduklarında! Ülkemiz bunlardan nasıl istifade edecek!!!! Yüreğinde vatan,vatandaş sevgisi olmayan birisi halkına nasıl hizmet edecek!!! Halkın arasına sağcı, solcu Müslüman ,Yahudi ayrımı yaparakmı birliğimizi koruyacak bu zevatlar??
Kapılarına o zamanda baş örtülü giremez diye tabelalarmı asacak bu yasakçı zihniyet.Kısacası bir ülkenin lokomotifi olacak olan bu kişiler bizleri nasıl ileriye götürecek işte orası bir muamma.
Peki şimdi bir kanun çıkarda üniversiteye başı açık girilmez diye kaide gelirse ne olacak, Başkalarına okuma hakkı tanımayan bu zihniyet o zaman ne yapar acaba, kesin özgürce bir eğitim hakkı isteyecekler.
Peki başkalarına tanımadıkları hakkı onlara kim verecek,
Her şey bir kenarda dursunda, aslında ülkemiz kurtuluş savaşındaki halinden daha kötü bir şekilde işgal altındadır!!
Bizleri topla tüfekle bölemeyen haçlılar aramıza sinsice yerleştirdikleri ajan ve satılmışlarla bizleri daha kolay bölüp emeline ulaşacağına benziyor.
BİR TEK DİLEĞİM VAR, EVLİYALAR VE ŞEHİTLER DİYARI OLAN ÜLKEMİZİN DAİMA VE EBDİYYEN DİRLİĞİNİ VE BİRLİĞİNİN BOZULMAMASIDIR……..
……….kartal uçar……
Yorum (1)
Yorum yaz!
21/2/2008 ·
21 Şubat 2008 Perşembe | Kategori Siyaset
Allah-u Teala bizlere bir sey emretmişse (farz) o insanların faydalarına olduğu için emretmiştir. Allah-u Teala bir seyi yasak etmişse (haram) o insanlara zararlı olduğu için yasaklamıştır. Allah-u Teala yararlı olan şeyleri emreder (farz) zararlı olan şeyleri (haram) yasaklar.
Emir <—–> Yarar
Yasak <—–> Zarar
EMIR (FARZ ) = YARAR, FAYDA
Kurban : Kesilen hayvanın belli bir bölümü
fakirlere dağıtılır.
Abdest : Maddi temizlik yaninda vucudun
negatif enerjiden de kurtulmasini saglar
Bayram : Dargınların barışma günü
Namaz : Biyolojik ve fizyolojik bir çok faydalari vardır.
Oruç : Biyolojik faydalarindan dolayı gayri müslim
doktorlarca da tavsiye edilmektedir.
Cuma : Zengin , fakir tüm müminlerin bir olduklari,
ayni yerde oturup, kul oldukları bilinci ile alınlarını
secdeye koyduklari gün, Sınıf ayrımının sonu.
Zekat : Zengin olanin fakir insanlara verdigi emanet.
Hac : Dünya müslümanlarinin kaynaşma ayı.Irk-sın
ayırımının kalktığı an.
Anne : Senede bir gün degil her an ayağının altında cennet bulunan insan.
Selamlasma : İki insanın karşılıklı barış huzur temenni ettiği mesaj emanet.
Oku : Medeni-aydın olmanın ilk şartı,
YASAK (HARAM ) = ZARAR,KÖTÜ
Içki : Kaza, hırsızlık, cinayet, tecavüze son
Cinayet ,intihar: Can’a saldırıya son
Kumar : Ailenin dağılmasına, intihar,bunalıma son
Domuz Eti : Kansorejen madde, aşırı yağa, trişe son.
Dedikodu, Yalan:Toplum huzurunu birligini bozmaya son.
Hırsızlık : Kul, insan hakkını gasba son
KUR’AN’DAKI KONULAR
İMAN: Allah, melek, cin, ruh…. iman
AHLÂK: Namus, temizlik, ahlâk, dürüstlük…
İBADET: Namaz, zikir, tesettür….
KAMU HUKUKU: Liyâkat,ehliyet,şûra,adalet…emir,faiz,içki, rüsvet….yasak
CEZA HUKUKU: Hırsızlık, zina, iftira, içki….cezaları….
I İslami emirler insanların dünya ahiret mutluluğunu, Islâmiyet’in yasakları da dünya ve ahirette huzur ve rahata engel olacak seylerin ortadan kaldirilmasini amaçlar. İslami emirler ve yasaklar, dünya ve ahiret mutluluğu beş esasi korumaya yönelik maddeler manzumesidir. İslam bu beş esasi (din, can, mal, akil, nesil) korumakla hem dünya, hem ahiret mutlulğunu amaçlar.
1-) DİNİN KORUNMASI : İmanla ilgili ( Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, Ahiret gününe kula kul degil, tüm kullar önünde, sadece Allah’a boyun eğmeyi, böylece tüm insanlari öncelikle kul olmada eşit hale getirmeyi amaçlar. Kullar daha sonra kendi aralarında, Allah’a karşı yakınlıkları ile birbirinden ayrilirlar. Her kul peygamberi örnek alır. Kitaplar sayesinde, hayırlı fiilleri ve uzak durmasi gereken fiilleri insan öğrenir. Ahiret günü, her davranışın karşılığının alinacağının bilincine ulaşılmasını hedefler. Melekler her an kötülükten uzak durmamiz için görünmez şahitler gibidirler…Kadere iman kuruntudan, endişeden uzak, tedbiri aldiktan sonraki tevekkülün rahatlığını insana yaşatmayı amaçlar.
Her türlü ibadet ve ahlaki emirlerin insanın hayatindaki olumlu etkileri yerli, yabanci tüm araştırmacıların vardığı ortak sonuçlardir.
2-) CANIN KORUNMASI : Adam öldürmenin yasak olmasi, kısasın amacı, kan davasının ve intiharın yasaklanması, bedeni - ruhi tedaviye önem verilmesi, Islâm’da çocuk, kadın, bitki, hayvan … haklarının tek tek belirlenmesi, zimmilerin (Islam Devletinde yaşayan gayri müslimlerin) haklarinin açiklanmasi… Hep canin korunmasina yönelik konulardır.
3-) AKLIN KORUNMASI : Uyuşturucu, alkollü içki, sarhoşluk veren maddelerin sigara, hurafe, zihni körelten tüm konuların… yasaklanması aklı korumaya yönelik yasaklardır. Ayrıca islam " OKU " ‘mayi, araştırmayı tesvik eder.
4-) NESLİN KORUNMASI : Aile hayatının korunması, evliliği teşvik, ahlaka verilen önem…zina,fuhuşun yasaklanması… neslin korunmasını amaçlar.
5-) MALIN KORUNMASI : İslam sanat, ticaret, çiftçilik, hayvancılığı… teşvik eder. Hırsı,kıskançlığı, hilekarlığı, rüşveti, faizi, kumari, israfı. yasaklar. Amaç malın korunmasıdır.İslam; seçim, istişare, işi ehline verme, ilme verilen önem… dışında can, mal, namus, akıl, dine önem vermekle tüm dünyevi ve ahlaki-uhrevi düşünce sistemlerinin üstündedir.
İslâm’a göre tüm kadınlar üçe ayrılır. Kadın bir müslüman erkeğin ya annesi, ya eşi yada bacı-kiz kardeşidir. Yani eşi ve annesi dışında tüm Müslüman kadınlar, bir Müslüman erkeğin (dini açıdan) kız kardeşidir.
İslam açısından “ademoğlu” dörde ayrılır :
Ya akraba, ya komşu, ya Müslüman yada insandır. (İnsani vasfını kaybetmiş,esfele safilin olan edaller hariç …).
Kısaca, Hz. Ali’nin dediği gibi insanlar ya fıtratta (tüm insanlar Hz. Adem’den gelmiştir. ) yada dinde (tüm mü’minler kardeştir prensibi gereğince) kardeştirler. İslam bir erkeği, zorda kalan bir kaıina en azından ( annesi ve eşi değilseler) kız kardeşi gözü ile bakıp yardım etmeye çağırır. Bir “kulu”, zorda kalan diğerlerine yardım etmesi için İslam ona şu çerçeve ile olaylara bakmasını emreder: O senin ya akrabandır ya komşun ya dindaşın ( Müslüman kardeşin) yada insan olma yönünden ( insanlık yönünden ) fitraten kardeşindir, yeter ki insan olma vasfını, özelliklerini üzerinde barındırsın- o insana yardim et.
NOT : Emir ve yasaklar Allah rızası için yapılır .Maddi ve manevi faydalari Allah rızasının peşinden zaten gelir . Aksine maddi menfaat için yapilan işte belli maddi çikar elde edilir ama Allah rızası asla. Bunun sonucu da ahirette hüsran olur.
NOT : Ülkemiz Müslümanları dinimiz İslâmiyet’i her yönüyle yaşamamaktadır. Pek çok yönüyle sorunlar içinde olan ülkemizin sistemini eksikte olsa yaşanan bu İslamiyet ayakta tutmaktadır. PKK ya karşı İslam kardeşliği formülü uygulanirken batidaki ahlaki ve ailevi çöküntünün ülkemizde olmamasının sebebi bizdeki aile bağlarının sıkı olmasına ( İslâm’daki komşu hakkı, namusa verilen önem, yardımlaşma ve zekat… ) bağlanmaktadır. Ramazanda polisiye olayların büyük oranda azaldığı da istatistiki bir gerçektir.(………ALINTIDIR……)
Yorum (1)
Yorum yaz!
18/2/2008 ·
İSLAM VE CUMHURIYET
Müslümanlarin ilk devlet yöneticileri raşid halifeler cumhuri yönetim seklinin baslangicini yapmislardir. Kur’an–i Kerim ‘in istisareyi( Sura ‘ yi ) emreden ayeti cumhuri yönetimin uygunluguna isaret eder. Dört büyük halifeden ihtilalle basa gelmemislerdir. Hiçbiri digerinin akrabasi degildir. Babadan ogula yönetim devir teslimi söz konusu olmamistir. Hepsi de kendileri istemeksizin halkin istek, hatta israri üzerine görev almislardir. Halife Hz. Ömer’in, son anlarinda oglunu yerine tayin etmesi teklifleri üzerine verdigi cevap meshurdur: – Bir evden bir kurban yeter! Sorumluluk duygusunu gösteren saheser bir cevaptir bu. Devlet baskanligini kendini kurban etmekle es tutan bir mesuliyet anlayisi… Cumhuriyetle bagdasmayan baski ve dayatmalari protesto eden dindarlari, cumhuriyet karsiti olarak göstermek yanlistir, maksatlidir. Evet, dindar insanlar cumhuriyet düsmani olmazlar. Hatta onlarin cumhuriyet anlayisi, yetmis sekiz yillik gibi kisa bir geçmise degil belki bin dört yüz yillik gibi tarihi bir köke de sahiptir. Ilk dört büyük halifenin icraati ve uygulamalarini bir bakima cumhuri bir yönetim sekli olarak yorumlayan insanlari nasil cumhuriyet karsiti olarak takdim edeceksiniz? Bunda haklilik payi bulunabilir mi? Isterseniz asr–i saadetteki cumhuriyetçi uygulamalardan bazi örnekler sunalim. Bakalim bugünkü anlayisa çok mu ters düsecek, fazla mi yanlis görülecek! Yoksa bizim hedefimizdeki cumhuriyet uygulamasi da budur; ama henüz varamamis, aynina muktedir olamamisiz mi denecek?
Halife Hazret–i Ömer bir ara halka hitap ederken söyle bir istekte bulunur: – Ey insanlar beni dinleyin ve itaat edin! Halktan biri ayaga kalkar ve sert muhalefetini söyle ilan eder: – Seni dinlemiyor ve itaat da etmiyoruz. Sirtindaki tam kat elbisenin hesabini vermedikçe. Sunu ilave eder sözlerine: – Dagittigin kumastan bize yarim kat elbise ancak olurken nasil oluyor da senin üzerinde tam kat elbise görüyoruz? Halifenin buna cevabi sudur: – Oglum Abdurrahman, bunun cevabini sen ver. Abdurrahman ayaga kalkar ve söyle açiklar durumu: – Babama da sizin gibi yarim kat elbiselik kumas düstü. Ancak yabanci elçilerin yanina çikiyor diye kendi hissem olan kumasi da babama verdim. O yüzden bir kat elbiselik kumas var babamin üzerinde. Itirazci adamin cevabi duyulur tekrar: – Simdi dinliyor ve itaat ediyoruz. Buyur ne buyuracaksan!
Siz söyleyin, cumhuriyet halkin yönetimden hesap sordugu bir rejimin adi degil midir?? Bugün de böyle bir örnek görmeyi istemiyor muyuz? Varirsak bu örnege varacak, aynini icra edecek degil miyiz? Hal böyle iken kim dindarlari cumhuriyete karsi göstermeye yeltenebilir?
Medine’de zeytinyagi sikintisi çekilmektedir. Bu yüzden devlet baskani Hz. Ömer, disaridan getirttigi zeytinyagini sehrin meydaninda halka bizzat nezaret ederek dagitmaktadir. Bu sirada yakinlarindan biri yaklasip halifenin kulagina bir seyler fisildar. Hiddetlenen halifenin akrabasina cevabi herkesin duyacagi sertliktedir: – Sana düsen, halktan biri gibi siraya girmek, siran gelince hisseni almaktir. Halifenin yakinligina güvenerek herkesten öne geçemezsin. Benden sonra gelecek yöneticilere, akrabalarini kayirdi seklinde kötü bir örnegi veremem. Dur yerinde. Bekle sirani! Ve halifenin yakini dogruca kuyruga girer; ancak sirasi gelince hissesini alir, bir kayirma asla söz konusu olmaz.
Bugün bunlar çok mu kötü örnekler, fazla mi yanlis misaller? Devletin imkanlarinin eline geçirenler mutlaka: – Devlet mali deniz, yemeyen ise falan.. mi demeliler? Cumhuriyetin geregi hangisi? Kimler kimleri cumhuriyet karsiti olarak göstermeye yelteniyorlar desek yanlis mi olur? ( AHMET SAHIN ‘in 31.10.2001 tarihli Zaman ‘daki yazısı)
Yorum (1)
Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »